Dün Şanlıurfa, bugün Maraş… Okullar basılıyor, sınıfların ortasında kurşunlar sıkılıyor; gencecik evlatlar ve ömrünü eğitime adamış öğretmenler birer birer toprağa düşüyor. Katiller kim? Başka dünyadan gelen yaratıklar değil; bizim evlerimizde, bizim televizyonlarımızın karşısında büyüttüğümüz, ellerine telefon verip başımızdan savdığımız öz evlatlarımız!
Yıllardır haykırıyoruz ama sağır kulaklara çarpıp dönüyor feryadımız: Adam öldürmeyi, kurşun sıkmayı, kafa kesmeyi sıradanlaştıran o karanlık mafya dizilerini gençlerin önüne “rol model” diye koyarsanız; o dizilerdeki eli kanlı karakterleri birer “delikanlılık” timsali gibi pazarlarsanız, olacağı buydu! Ekranlarda silah serbest, küfür serbest, her türlü ahlaksızlık serbest… Ama sokağa çıkınca “Neden bu çocuklar böyle oldu?” diye sormak, en büyük ikiyüzlülüktür. Siz o dizilerle, o öfke kusan şarkılarla ve dijital oyunlarla bu çocukların kalbinden imanı, merhameti ve vicdanı sildiniz!
Biz çocuklarımıza matematiği, fiziği, formülleri öğrettik ama onların ruhuna insanlık aşısı yapmayı unuttuk. Şunu kafamıza kazıyalım: Bilgi vicdanla birleşmediğinde insanı yüceltmez; aksine onu daha “donanımlı” ve tehlikeli bir canavara dönüştürür. Bir çocuğun zihnini denklemlerle doldurup ruhunu Allah korkusundan mahrum bırakmak, topluma karşı işlenmiş sessiz bir suçtur. Allah’ı tanımayan, kul hakkını bilmeyen bir genç için insan canı, bilgisayar oyunundaki bir “puandan” ibarettir. İşte sonuç: Gözünü kırpmadan arkadaşını vuran, öğretmenine kıyan, imanı çalınmış bir “canavarlar” nesli!
Anneler, babalar! Artık ağız ucuyla söylenen “Ayıp evladım,” laflarını bir kenara bırakın. Çocuklarınıza Allah’ı sevmeyi, birine zarar verdiğinde ilahi adaletin asla şaşmayacağını anlatın. Onlara GÜNAHIN ne olduğunu öğretin! Boşa geçen zamanın, oyun bağımlılığının ve tüketim çılgınlığının bir mutluluk değil, bir ruh hastalığı olduğunu haykırın. Gerçek huzurun; çalışmakla, dua etmekle, hiçbir canlıyı incitmemekle ve sonsuz cenneti kazanma gayretiyle mümkün olduğunu onlara öğretin.
Şunu bilin ki; suça meyilli çocuk doğmaz, yetiştirilir. İlkokul kapısında annesini tekmelerken “sınır” konulmayan, her arzusuna boyun eğilen o çocuk; yarın empati duygusu felç olmuş bir zorba olacaktır. Çocuğa koymadığınız her sınırın bedelini bugün bir öğretmen, yarın bir mazlum, nihayetinde ise tüm toplum öder. Öğretmenini koruyamayan, öğrencisine “dur” diyemeyen bir toplumun geleceği yoktur.
Çok büyük bir felaket bizi bekliyor! Eğer bugün şiddeti normalleştiren bu dili, ahlaksızlığı özendiren bu yayınları yasaklamaz ve gençlerin kalbine imanı yeniden koymak için seferber olmazsak; yarın kendi yetiştirdiğimiz cellatların kurbanı olacağız. Bu bir uyarı değil, son ihtardır: Ya bugün evlatlarımızın kalbine Allah korkusunu ve merhameti koyarız ya da yarın kendi ellerimizle büyüttüğümüz o karanlığın içinde boğuluruz.
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/katilleri-kahraman-vahseti-sanat-yaptiniz-331014h.htm,







