Kırıkkale-Ankara-Kayseri kara yolu güzergahında yer alan ve kolay ulaşılabilir konumuyla her gün yüzlerce yolcunun durak noktası olan Hasandede köyü, İslam alemi için çok nadide bir parçaya ev sahipliÄŸi yapıyor. 16. yüzyılda yaÅŸayan büyük mutasavvıf Hasan Dede adına yaptırılan tarihi caminin giriÅŸ kapısının hemen yan duvarında, pirinç bir çerçeve ile koruma altına alınmış, 15×25 santimetre boyutlarında özel bir taÅŸ yer alıyor. Yüzeyinin sıra dışı parlaklığı ve rengiyle caminin diÄŸer tüm taÅŸlarından ayrılan bu taÅŸ, Mekke’den, Kabe’deki kutsal Hacerü’l-Esved taşından koparılarak getirilen bir parça olarak biliniyor.

KARPUZ ÇEKİRDEKLERİNİN ALTINA DÖNÜŞTÜĞÜ O BÜYÜK KERAMET
Kulaktan kulağa yayılan ve bölge halkı tarafından asırlardır titizlikle korunan rivayete göre, Mekke Taşı’nın Kırıkkale’ye geliş öyküsü sarsıcı bir keramet hikayesine dayanıyor:
“1500’lü yıllarda köyün eÅŸraflarından Ömer AÄŸa, hac görevini yerine getirmek üzere yola çıkmadan evvel Horasan erlerinden din büyüğü Hasan Dede’yi ziyarete gider. Hasan Dede, evinde devam eden inÅŸaat iÅŸleri sebebiyle hacca gelemeyeceÄŸini söyler ve Ömer AÄŸa’ya Mekke Åžerifi’ne iletilmek üzere küçük bir kumaÅŸ çıkın (bohça) emanet eder. Ömer AÄŸa yolda merakına yenilerek çıkını açar; içinde sadece iki karpuz çekirdeÄŸi ile biraz toprak görünce ÅŸaşırıp çekirdekleri yol kenarına atar.
​​​​​​​Ancak Mekke’ye varıp boÅŸ çıkan bohçayı teslim ettiÄŸinde Mekke Åžerifi, ‘Hasan Dede bana bir çıkın dolusu altın ve kıymetli mücevher göndermiÅŸ, sen yolda bunları ne yaptın?’ diye sorar. Ömer AÄŸa, Hasan Dede’nin manevi gücünü ve attığı çekirdeklerin Åžerif’e altın olarak ulaÅŸtığını anlayarak mahcup olur. Bu yüksek manevi baÄŸ karşısında duygulanan Mekke Åžerifi, Hasan Dede’ye hediye edilmek üzere​​​​​​​ kutsal H​​​​​​​acerü’l-Esved taşından bir parça keserek Ömer AÄŸa ile Kırıkkale’ye gönderir.”
​​​​​​​
HACI BEKTAŞ-I VELİ DÖNEMİNDE ZİYARETÇİ AKININA UĞRUYOR
Düşünce dünyasında Hoca Ahmet Yesevi, Hacı BektaÅŸ-ı Veli ve Yunus Emre geleneÄŸinden derin izler taşıyan ve Hz. Muhammed’in (S.A.V) soyundan geldiÄŸi belirtilen Hasandede’nin türbesi ve camisi, özellikle her yıl AÄŸustos ayında düzenlenen Hacı BektaÅŸ-ı Veli Anma Törenleri döneminde adeta dolup taşıyor. Kabe’ye gitme imkanı bulamayan veya o mukaddes havasını Kırıkkale’de solumak isteyen binlerce inanç turisti, ca​​​​​​​mi duvarındaki bu özel taÅŸa el ve yüzlerini sürerek dualar ediyor, manevi bir huzur buluyor.
​​​​​​​
YÜZYILLIK İDARİ YOLCULUK: HASANDEDE’DEN DOĞANAY’A
Türbe ve kutsal taşın gölgesinde asırlardır varlığını sürdüren köyün idari tarihi de dikkat çekici detaylar barındırıyor. Hasandede’nin evlatlarından Mustafa Kemal Demirhan ve köy muhtarı Hasan Özcan’dan alınan bilgilere göre; köyün adı 1925 yılı kayıtlarında “Hasandede” olarak geçerken, 1946 yılında “DoÄŸanay” olarak deÄŸiÅŸtirildi. 1971 yılında büyüyerek belde statüsü kazanan yerleÅŸim yeri, nüfusun küresel göç nedeniyle 2 binin altına düşmesi üzerine 2013 yılında yeniden köy statüsüne dönüştü. Ancak idari statüsü ne olursa olsun, içindeki Mekke emaneti sayesi​​​​​​​nde Hasandede, Kırıkkale’nin dünyaca tanınan inanç merkezi olma hüviyetini hiç kaybetmedi.
​​​​​​​
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/hac-yolunda-acilan-bohcanin-sirri-kirikkaledeki-hacerul-esved-parcasinin-hikayesi-331844h.htm,


