Bir gezginin not defterinden!
Adını karanlıktan alan bir tarih mi desem, karanlığın içinden bugüne yürüyen bir hafıza mı? Ne desem karşılığını bulacağım bir maÄŸara:  Karain MaÄŸarası.Â
Belki de yeryüzünde hafızayı en derinden taşıyan yerlerden biridir. Çünkü bazı karanlıklar korkudan deÄŸil, insanlığın binlerce yıllık sessizliÄŸinden doÄŸar. Bir renge hayat veren bir hafıza gibi durur orada zaman; taşın içine sinmiÅŸ insan sesi, ateÅŸin ilk titrek ışığı ve yeryüzünün henüz unutmayı öğrenmediÄŸi çaÄŸlar….
* “Prof. Dr. İ.  Kılıç Kökten tarafından 1946 yılından 1973 yılına kadar çeÅŸitli aralıklarla sürdürülen kazılar sonucunda maÄŸaranın  Paleolitik (YontmataÅŸ Çağı), Neolitik, Kalkolitik ve ilk Tunç çaÄŸlarında sürekli iskan (yerleÅŸim) gördüğü anlaşılmaktadır.” diyor.
Akdeniz Bölgemizin göz bebeÄŸi olan Antalya sınırları içinde yer alan, Döşemealtı ilçesine baÄŸlı YaÄŸca köyü sınırları içerisindedir Karain MaÄŸarası.Â
“Özellikle temsil ettiÄŸi YontmataÅŸ Çağı yerleÅŸimi ve kalıntılarıyla Anadolu’nun ve dünyanın en önemli merkezidir.”Â
Â
Düşünebiliyor musunuz, YontmataÅŸ Devri’nden kalan bu hafıza, bugün hâlâ bizim topraklarımızda nefes almaya devam ediyor.Â
Karain MaÄŸarası, bir maÄŸara olmanın ötesinde bir yerde, o insanlığın ilk izlerini saklayan sessiz bir zamanın tanığı gibi duruyor adeta.Â
Taşın, ateÅŸin ve karanlığın içinden  bugüne ulaÅŸan bu büyük miras, insanın yeryüzündeki hikâyesini Anadolu’nun kalbinde fısıldamayı sürdürüyor.Â
Karain Mağarası 500 bin yıllık geçmişiyle, şaşkınlık verici bir şekilde yaşam fonksiyonlarını yitirmemiş. Yerli ve yabancı turistlerin akın akın ziyaret ettiği bu tarihi herkesin görmesini öneriyorum.  Yontmataş Çağı insanlarının fısıltılarına eşlik ederek yolunuza devam edebilirsiniz.
Karain MaÄŸarası’nın görünmez bekçileri var ve tüm heybeti, asaleti ile sizi karşılıyor ve adeta şöyle diyor:Â
” İlk insanların yaÅŸadığı o eÅŸiklere elini, kolunu sallayarak giremezsin. Yorulacaksın, nefesin kesilecek, terin suyun içinde kalacaksın, bedenin sana ağırlığını hatırlatacak. MaÄŸaraya ulaÅŸtıran 470 basamak, bir yol deÄŸil, bir eÅŸik aslında…”Â
​​​​​​​
Yürüyorsun!… Her basamakta bugü​​​​​​​nün hızı geride kalıyor, beden yavaÅŸlıyor, düşünce ağırlaşıyor. Sanki maÄŸara, ziyaretçilerinden bir bedel istiyor; aceleyi, konforu, telaşı, özensizliÄŸi, alışkanlığı… her ÅŸeyi bir kenara bırak, diyor. ​​​​​​​
“Bana gelmek yalnızca bir mekana varmak deÄŸil, insanın kendi türünün en eski izlerine yaklaÅŸmak demektir,” diyor.Â
Ve belki de tam o anda anlıyorsun ; bu karanlık, bu taşlar, bu yükseklik bir engel değil. Aksine, insanı bugünden alıp en başa götürecek bir davet.
Karain MaÄŸarası oluÅŸumu bakımından karstik süreçlerle meydana gelmiÅŸtir; ancak tarih öncesi çaÄŸlarda insanlardan tarafından uzun süre yerleÅŸim yeri olarak kullanılmıştır.Â
​​​​​​​
Antalya’daki bu ÅŸehir 500 bin yıl öncesine, yani bugünkü uygarlıklardan, yazının icadından, Mısır piramitlerinden… daha eski bir dönemden bahsediyoruz.Â
Ne ÅŸehir var ne medeniyet ne tarım ne devletler… yani insanlar bile erken dönem insanlarıydı.Â
TaÅŸ devri devam ediyor, homo hedielbergensis gibi insan türleri bulunuyordu.Â
Heidelberg insan, 600.000 ile 200.000 bin yıl önce Afrika’da, Asya’da ve Avrupa’da yaÅŸamış, soyu tükenmiÅŸ arkaik bir insan türüdür.Â
Arkaik: Çok eski, klasik dönem öncesi, ilkel demektir.
 Yani Karain MaÄŸarası’na gittiÄŸinizde ilk insanların sesine ve yaÅŸamdaki mücadelesine tanıklık etmek kaçınılmaz. Yani bir yığın taşın görsel şöleni deÄŸildir gördüğümüz.
Gezmek, görmek ve tefekkür etmekte nimetin insandaki tezahürü olabilir.
Bir mabedin gölgesinde durmak, bir maÄŸaranın sessizliÄŸini dinlemek, eski bir ÅŸehrin sokaklarında yürümek… Bunlar yalnızca gezmek deÄŸil; insanlığın bıraktığı izlere selam vermektir.Â
Belki de en anlamlı vefa, geçmiÅŸin bize bıraktığı bu mirası görmeye gitmek, anlamaya çalışmak ve onun karşısında biraz susabilmektir.Â
Tarihî mirasa ayrılan zaman,  en güzel selam verme ÅŸeklidir.Â
Bizden 500 bin yıl önce yaÅŸamış arkeik-ilkel insanlara selam olsun.Â
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/arkaik-magarakarain-magarasi-331799h.htm,


