Şehrin Tek Gazetesi

irkcilik

Irkçılık gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde gündemdeki tazeliğini korurken, dini yönünün ötesinde, tarihî, sosyolojik, psikolojik, politik ve ekonomik pek çok boyutları barındırması nedeniyle meramın ifade edilmesi ve işlenmesi zor bir bahistir.

Böylesine zor ve girift bir konuyu yalnızca dini yönüyle ele almak, meseleyi tam olarak kavramada yeterli olmayacağı için yazı dizimizde çerçeveyi biraz daha geniş tutacağız.

Bir Müslüman, tarihini, coğrafyasını, kültürel bağlarını, yaşadığı toplumun kırılma anlarını ümmet ekseninde iyi kavramalıdır. Bu konuyu işleme gayemiz de tam olarak bu bilgilendirme ve aydınlatmaya matuftur.

Bugünkü yazımızda, ırkçılığın kelime anlamı ve tarihi seyri üzerinde durulacaktır.

Kelime Anlamı

Irkçılık, şöylen tanımlanmaktadır: “Belirli ırkların veya etnik kökenlerin biyolojik, zihinsel ya da ahlaki olarak diğerlerinden üstün olduğu inancına dayanan; ayrımcılık, önyargı, nefret söylemi ve şiddet içeren bir ideolojidir.”

Câhiliye döneminde yaşayan Arapların kullandığı “asabiyet” kavramı, Hz. Peygamber döneminde de kullanılmaya devam etti. Batı dillerinde ise rasizm (racism, racisme veya racialisme gb.) sözcüğü kullanılmaktadır. 

Tarihi seyri

Irkçılığın tarihi seyri hakkında pek çok parametre vardır. Bunlara kısaca değinilecektir.

İlk ırkçılığı şeytan başlatmıştır. Meleklerin Hz. Âdem’e secde etmesi istenince, şeytan kendini üstün görerek secde etmemiştir.

Hz. Peygamber, irtihal edinceye kadar ırkçılıkla mücadele etmiştir. Nitekim tüm insanlığa evrensel mesajlar içeren Veda hutbesinde de bu konuya vurgu yapmıştır.

Hz. Ali’nin şehit edilmesinin akabinde iktidarı ele geçiren Emevîler, asabeyi tekrar hortlamışlardır. Ancak Abbasîler döneminde büyük oranda kalkmıştır. “Müminler kardeştir.” (Hucurât, 49/10.) ayetini temel ilke edinen Müslümanlar, kısa zamanda dünyanın hâkimi olmuşlar ve medeniyet inşa etmişlerdir. 

Haçlılar, İslâm topraklarına saldırdıklarında, Müslümanların kendi aralarında kenetlenmiş bir şekilde, dayanışma içinde ve huzurla yaşadıklarını görüp bundan etkilenmişlerdir. Bu tutum ve davranışı Avrupa’ya taşımışlardır. Ancak dayanışmayı ırk temelli bir yapıya indirgemeleri, zamanla ırkçılığın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.  

Bununla birlikte, Sanayi Devrimi’ni başlatan Avrupa devletleri (İngiltere, İspanya, Portekiz ve Fransa), hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için coğrafi keşiflere çıkarak Afrika ve Amerika’ya yönelmiş, yerel dinamiklerle iş birliği yaparak buradaki insanları sistematik biçimde köleleştirip vatanlarından koparmıştır. Vatanlarından koparılan bîçare bu insanlar, sömürgeci devletlerde ikinci sınıf insan muamelesi görmüşlerdir.

Hammadde ihtiyacı duyan İngiltere, arkeolog, seyyah kimliği veya değişik kimlikler altında Osmanlı topraklarına ajan göndererek farklı etnik unsurların zayıf ve hassas yönlerini tespit etmiş, bu doğrultuda planlamalar yaparak ırkçılık virüsünü yaymışlardır. Günümüz Orta Doğu ülkelerinde Osmanlı ve Türkiye düşmanlığının arkasında, bu planlamalar çok etkili olmuştur.

1789 Fransız İhtilali, milliyetçilik akımlarını tetiklemiş, çok uluslu imparatorluklar bu gelişmeden derinden etkilendiği gibi Osmanlı İmparatorluğu da doğal olarak etkilenmiştir.

Bilindiği üzere Osmanlı’nın son dönemlerinde kurumlar ciddi bir yozlaşma içindeydi. Tımarlı sipahiler de bu süreçten payını alarak zayıflamıştı. Bunun paralelinde Balkanlardaki milletler, Fransız İhtilali’nin tetiklediği milliyetçilik akımından etkilenmişti. Görevini yerine getiremeyen Tımarlı sipahiler, Balkanların kaynamasına ve büyük katliamların yaşanmasına zemin hazırlamıştı. Bu süreç (Osmanlı özelinde) Balkan Savaşları’na kadar devam etmiştir.

Öte yandan Osmanlı döneminde Anadolu’da Türkler, Ermeniler, Rumlar, Kürtler ve Dönmeler bir arada yaşıyordu. Osmanlı’yı zayıflatmak/parçalamak isteyen güçler, huzur ortamı içerisinde yaşayan bu toplulukların arasına nifak tohumları ekmiştir. Ortodoks Rusya, aynı mezhepten olan Ermenileri, Osmanlı’ya karşı isyana teşvik etmiş ve bunda da başarılı olmuştur. Irkçılık duygularının galeyana gelmesiyle kullanılan Ermeniler, tehcir suretiyle Anadolu’dan başka diyarlara gönderilmiştir. (Aynı hataya Kürt kardeşlerimizin düşmemesi ve Anadolu’da bin yıldır süregelen huzur ortamının bozulmaması için adeta haykıran gazeteci Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de bu gerçekleri dile getirdiği ve katledilmiştir.)   

6-7 Eylül 1955 olayları, İstanbul’da yaşayan Rum vatandaşlarımıza karşı tertiplenen büyük bir provokasyondu.

 27 Mayıs 1960 darbesi ile ülke yönetimini ele geçiren Milli Birlik Komitesi, Doğu’da yaşayan Kürt kardeşlerimize karşı raporlar hazırlayarak ve tehcirler tertipleyerek ülkemizde ırkçılık tohumlarını atmıştır. Söz konusu rapor, yürürlüğe konulması için zamanın Çalışma Bakanı Bülent ECEVİT’e verilmiştir.

1960’a kadar kendi hâlinde yaşayan vatandaşlarımızın millî birlik ve bütünlüğü, bilinçli müdahalelerle hedef alınmıştır. Farklı din ve kültürlerle birlikte yaşama derinliğine sahip milletimizin algıları, çeşitli operasyonlarla dönüştürülmek istenmiş, bu çabalar hâlâ sürmektedir. İşin garip tarafı ise, milli birlik ve bütünlüğümüzün bozulma safahatı, Milli Birlik Komitesi ile başlamıştır.

12 Mart 1971 muhtırası ile atılan tohum sulanmış, nihayet 12 Eylül 1980 darbesiyle yapılan sistematik işkenceler, ırkçılık ağacını yeşertti. Türkiye’de gerçekleştirilen darbelerin zahiri yönü siyaset olsa da batıni yönü ırkçılık hortlatılarak milli birlik ve bütünlüğün parçalanmasıydı.

İngiltere, Fransa ve Rusya II. Dünya Savaşı’na kadar ırkçılığı kendi menfaatleri doğrultusunda özellikle Müslümanlara karşı çok iyi kullanmışlardır. Bu itibarla ırkçılık, uluslararası arenada, güçlü ülkeler için “oyunda el açan kart” gibi görülür. Farklı etnik unsurları barındıran devletler, bu kartla müşkil bir hâle getirilmiştir/getirilebilir.

Irkçılık, bu toprakların yabancısı olduğu bir kavramdır. Anadolu’da bin yıldır farklı unsurlar barış içinde yaşamayı başarmıştır. Ancak darbeler, savaşlar, misyoner faaliyetleri, dış müdahaleler ve ajanlar aracılığıyla insanlar, kapı komşusuna bile şüpheyle bakacak bir noktaya getirilmeye çalışılmıştır. Kısacası ırkçılık bu topraklara ithal edilmiştir.

 

Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü

21 Mart 1960 tarihinde Güney Afrikalı güvenlik güçlerinin siyahi protestoculardan oluşan bir gruba ateş açması sonucu 69 kişinin ölümüne neden olmuştur. Sharpeville Katliamı olarak bilenen bu olay, bugünkü Gauteng eyaletinin sınırları içinde bulunan Sharpeville’de meydana gelmiştir. Bu olay sonucunda Birleşmiş Milletler, 21 Mart 1966’da 21 Mart gününü, Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü olarak belirledi.

 

 

 

, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/irkcilik-329824h.htm,

Haberi Paylaş

Yorum Bırakın

baskan-unver’den-taraftara-buyuk-jest

Başkan Ünver’den Taraftara Büyük Jest

Kırıkkale FK’nın taraftar gruplarından Şehr-i Kale Taraftar Grubu Başkanı Eray Ünver, kritik Osmaniyespor FK maçı öncesinde dikkat çeken bir destek hamlesine imza attı. 5 Nisan 2026 Pazar günü Kırıkkale Başpınar Stadı’nda oynanacak Kırıkkale FK–Osmaniyespor FK karşılaşması öncesinde Ünver, Sol Kapalı tribünün tüm biletlerini şahsi olarak satın aldı. Bu kapsamda söz

Devamı »
bozkir’da-okul-servislerine-denetim

Bozkır’da okul servislerine denetim

Konya’nın Bozkır ilçesinde, öğrencilerin güvenli ulaşımını sağlamak amacıyla polis, jandarma ve zabıta ekiplerince okul servislerine yönelik kapsamlı denetim gerçekleştirildi. İlçe genelinde taşımalı eğitim kapsamında hizmet veren okul servis araçları ve sürücüleri, mevzuata uygunluk, güvenlik kuralları ve araç donanımı açısından titizlikle incelendi. Denetimlerde tespit edilen eksiklikler resmi olarak kayıt altına alındı.

Devamı »
prof-dr.-kockaya:-‘sokak-hayvanlarina-karsi-sorumluluklarimiz-var’

Prof. Dr. Koçkaya: ‘Sokak hayvanlarına karşı sorumluluklarımız var’

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mustafa Koçkaya, hayvan sağlığı ne kadar iyi korunursa toplum sağlığının da o kadar iyi olacağını belirterek, ‘Merhamet sadece vicdani bir durum değil, aynı zamanda bir sorumluluktur’ dedi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Veterinerlik Fizyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Devamı »
kirikkale’de-4-nisan-nobetci-eczaneler-belli-oldu

Kırıkkale’de 4 Nisan nöbetçi eczaneler belli oldu

Kırıkkale ve ilçelerinde sağlık hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla, 4 Nisan 2026 tarihinden yarın sabah saatlerine kadar açık olacak nöbetçi eczanelerin listesi şu şekildedir: MERKEZ NÖBETÇİ ECZANELERİ Özkan Eczanesi Yenidoğan Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi No:52/B (Bankalar Caddesi-Vakıfbank ve Halk Bankası ilerisi) Telefon: 0 (318) 212-34-84 Güleser Eczanesi Yeni Mahalle, Plevne Caddesi, 327

Devamı »
kirikkale’de-bugun-vefat-edenler:-4-nisan-2026

Kırıkkale’de bugün vefat edenler: 4 Nisan 2026

Kırıkkale Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, 4 Nisan 2026 Cumartesi günü vefat edenlerin listesi ve taziye detayları aşağıda yer almaktadır: FARUK ARDA YANIK (26) Trabzon eşrafından 26 yaşındaki genç hemşehrimiz Faruk Arda Yanık vefat etmiştir. Merhumun cenazesi, ikindi namazını müteakip Nokta Camii’nden kaldırılacaktır. HAYDAR ERENTÖZ (76) Balışeyh ilçesi Beyobası

Devamı »
milletvekili-halil-ozturk,-6-yil-once-kanun-teklifi-vermisti!-12.-yargi-paketi’nde-degerlendiriliyor!

Milletvekili Halil Öztürk, 6 yıl önce kanun teklifi vermişti! 12. Yargı Paketi’nde değerlendiriliyor!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Üyesi olan Öztürk, 30 Nisan 2020 tarihinde 2/2844 esas numarasıyla sunduğu kanun teklifinde, sosyal medya uygulamalarına girişlerde kullanıcı kimlik doğrulamasına yönelik düzenleme önerdiğini hatırlattı. Teklifte, sosyal ağ sağlayıcılarının kullanıcı kayıt süreçlerinde T.C. kimlik numarası doğrulaması istemesinin zorunlu hale getirilmesine ilişkin düzenleme yer alıyordu. Öztürk,

Devamı »

Bizim Title

Haberlerimiz

İllginizi Çekebilir