Irkçılığın Yayılma Sebepleri
Yeryüzünü ifsat eden ırkçılık virüsünün pek çok yayılma sebebi vardır. Sosyolojik, psikolojik, politik ve ekonomik unsurlar, bunların başındadır. Bu unsurlar şöyle izah edilebilir:
- Ekonomik (Kişisel) Çıkarlar: Avrupalı ülkeler, XVII. ve XVIII. asırda Afrika’da bulunan yerel kabile reisleriyle iş birliğine girerek milyonlarca siyahi insanları gemilerle Avrupa’ya götürmüştür. Reisler, maiyetinde bulunan vatandaşlarını, maddi menfaat uğruna Avrupa’dan gelen köle tacirlerine satmıştır. Satın alınan Afrikalı insanlar, Avrupa’ya vardıklarında, doğal olarak meta gibi görüldüğünden çok ağır şartlar altında çalıştırılmışlardır. Bu da beraberinde ırkçılığın yayılmasına zemin hazırlamıştır.
- Sosyolojik Unsur: Allah’ı hakkıyla bilen bir insan ırkçılık yap(a)maz. Asırlardır kilisenin hegemonyasında kalan Avrupa, XVIII. yüzyılda büyük ilmî gelişmeler yaşamıştır. Bu gelişmeler, dogmalar karşısında prestij kaybeden dinin (kilisenin) yerini almıştır. Aydınlanma düşüncesiyle birlikte bilim, hayatın merkezine yerleşmiş ve âdeta yeni bir inanç ve akide sistemi gibi benimsenmiştir.
Dini bilginin geri plana itildiği bu evrede ortaya çıkan manevi boşluk ve cehalet (dini bilgi eksikliği), ırkçılığın zeminini güçlendirmiştir.
Avrupa’nın birlikte yaşama kültüründen yoksunluğu da bu tabloya eklenebilir.
Irkçılık, nepotizm, kabilecilik ve memleketçilik gibi hizipleri beraberinde getirir. Toplumsal bağların zayıflamasına ve iç savaşın çıkmasına neden olur. Nitekim İrlanda, İspanya, Lübnan ve Hindistan örnekleri bu kabildendir.
- Psikolojik Unsur (Özgüven Eksikliği): Doğup büyüdüğü toprakların dışına çıkmayan kimseler, dünyanın, sadece kendi memleketlerinden ibaret olduğunu sanırlar. Böylece dışarıdan gelen ve kendi ırkından olmayan kimselere karşı ırkçı bir tavır takınırlar.
Irkçılık yapan kimse, kibirlidir, gözü kördür; doğruyu ve haklıyı göremez. Kendisini ayrıcalıklı zanneder ve toplumdan izole bir hayat yaşar.
- Politik Unsur (Algı Operasyonları): Siyasi birliğini sağlayan ve gelişme safhasını tamamlayan ülkeler, doğal olarak mevcut siyasi istikrarlarını korumak isterler. Bu durum, henüz gelişmemiş veya gelişme potansiyeli taşıyan ülkelerin çeşitli yöntemlerle meşgul edilmesine, dikkatlerinin dağıtılmasına ve uzun vadeli hedeflerini görmelerinin engellenmesine yol açabilir.
Gelecek vaat eden toplumlarda, farklı etnik kökenlerin, mezheplerin, meşreplerin ve kültürel zenginliklerin barış içinde bir arada yaşaması aslında bir güç kaynağıdır. Ancak bu çeşitlilik, zamanla problemmiş gibi sunularak ülke gündemine taşınabilir. Toplumsal uyumun doğal bir parçası olan farklılıklar, bilinçli algı operasyonlarıyla çatışma unsuru hâline getirilebilir.
Irkçılık çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değil, planlı bir proje olarak işlev görür. Bu projenin arkasından genellikle şiddet olayları, toplumsal kutuplaşma ve güven krizleri baş gösterir. Böylece toplumun enerjisi iç çatışmalara yönlendirilir ve ülkenin gelişme ivmesi kırılır.
Kısacası, ırkçılığın arka planında çoğu zaman sömürgeci stratejiler bulunur. Tarihte sıkça görülen “böl, parçala ve yut” yaklaşımı, toplumsal birlik ve dayanışmayı hedef alır, güçlü bir toplumun zayıflatılması için en etkili araçlardan biri hâline gelir.
Irkçılık Örneklerinden Bazı Kesitler
Dünya genelinde yaşanan ırkçılık olayları, köşemize sığmayacak kadar geniş hacimlidir. Ancak biz burada, dikkat çeken bazı olaylara yer vereceğiz.
- Arkasında büyük acılar, yıkımlar ve insanlık trajedileri bırakan Dünya savaşlarının temelinde de ırkçılık vardır.
- Hitler Almanya’sında, “saf Alma ırkı” iddiasına dayanan ucube bir anlayış ortaya atılmıştır. Bu ideoloji doğrultusunda toplum, etnik köken temelinde sınıflandırılmaya çalışılmış, devlet, insanların soy geçmişlerini inceleyen kapsamlı araştırmalar yürütmüştür. “Dört dedesi Alman olanlar, üç dedesi Alman olanlar, iki dedesi Alman olanlar” şeklinde ayrıma gidilmiştir. Bu kategorik sınıflandırma yalnızca sosyal hayatta değil, evliliklerde de belirleyici hâle getirilmiş, bireylerin kimlerle evlenebileceği bile bu ırkçı ölçütlere göre şekillendirilmiştir.
- II. Dünya Savaşı sonunda mağlup olan Almanlardan sivil ve asker 7000 kişi, gurur ve kibirlerinden intihar etmiştir. Kimi Alman subayları da (kendilerini çok üstün gördükleri için) hiçbir şey olmamış gibi davranmışlardır.
- Aryan ırkı (ari ırk) mensubu olmayanların insan olamayacağı yönünde propaganda yapılması. Ölmüş insanların mezarları açılarak kafa taslarının ve cesetlerinin ölçülmesi/incelenmesi.
- ABD’de siyahilere ait otobüslerin bulunması.
- ABD’de, siyahi bir vatandaşın, kameralar önünde polis tarafından öldürülmesi.
- Spor müsabakalarında siyahi oyunculara karşı tribünlerden sözlü sataşma veya muz atma gibi onur kırıcı davranışlar.
- Devlet dairelerine giden herhangi birinin, etnik kimliğine göre muamele görmesi.
Irkçılığın Olumsuz Etkileri
- Fert Açısından Etkileri: Kişiyi yalnızlaştırarak toplumdan izole bir hayat sürmesine neden olur.
Ruh sağlığına zarar verir; aklî hastalık/paranoya bozukluğu ve narsistik gibi hastalıklara yol açar.
Bir virüs gibi bulaşıcıdır. Bünyeye girdiğinde çıkması zor olur.
Marjinalleşmeye ve fikirlerde keskinleşmeye yol açmaktadır. Bu da orta ümmet özelliğine ters düşmektedir.
İnsanın yaratılış gayesinin hilafınadır (Hucurât, 49/13).
- Toplum Açısından Etkileri: Irkçılık, modern dünyanın sorunlarından biridir.
Irkçılık yapan kimse, şeytanın ekmeğine yağ sürer.
Toplum içerisinde milli birlik ve bütünlüğe çok ciddi zarar verir, kaos ve anarşiyi tetikler.
Irkçılık nedeniyle mağduriyet yaşayan kimse, bir müddet sonra politize olarak sistemin zafiyetlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanır. Bu durum: a) Helâl lokma hassasiyetini yitirmesine yol açar. b) Herhangi bir suç işlediğinde, mezkûr mağduriyeti bir sıyrılma/kurtulma vasıtası olarak kullanır. c) Mağduriyeti sebebiyle dinen meşru olmayan şeyleri kendisine mübah görür. (Görüldüğü üzere iki yanlıştan bir doğru çıkmamakta, yanlış yanlışı getirmektedir.)
- Ekonomik ve Kültürel Açıdan Etkileri: Beyin göçüne sebeptir, yatırımcı gelmez, fiyatlar artar, kalite düşer.
Kültür ve medeniyetin gelişmesini doğrudan etkiler. (Diğer medeniyetlerle objektif kriterler eşliğinde kıyaslama yapılamaz.)
Uzun vadede fert ve toplumun eğitim seviyesini düşürür.
Irkçılık iki yüzlülüktür. Bir taraftan istihdam edip kendi emrinde çalıştırırken diğer taraftan da ikinci sınıf insan muamelesi gördürür.
Irkçılığa maruz kalan kesim, infial sonucu meydana gelen sokak olaylarında bütün toplumun ortak malı kabul edilen ve milli servet niteliğindeki (ATM, otobüs durağı ve park gibi) eşyalara zarar verebilir.
Önümüzdeki yazımızda ırkçılığın dini boyutuyla devam edeceğiz inşallah.
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/irkcilik-ii-330256h.htm,








