Şehrin Tek Gazetesi

Aynadaki Yabancı: Kusursuzluk Yanılsaması, Estetik Bağımlılığı ve Fıtrata Dönüş

aynadaki-yabanci:-kusursuzluk-yanilsamasi,-estetik-bagimliligi-ve-fitrata-donus

Güzelliğe tutkun olmak, estetiğe değer vermek insan doğasının —yani fıtratının— en kadim arayışlarından biridir. Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Şüphesiz Allah güzeldir, güzelliği sever” buyruğu, insanın içindeki bu estetik arayışın ilahi bir kaynağa dayandığını gösterir. Sanatta, mimaride, doğada ve insan bedeninde zarafeti aramak ruhumuzu besler. Ancak günümüzde bu doğal estetik kaygısı kabuk değiştirerek yerini sinsi bir yetersizlik hissine, şükürsüzlüğe ve durdurulamayan bir güzellik bağımlılığına bıraktı.

Artık mesele sadece güzel görünmek değil; “asla yeterince güzel olamamak” kaygısı.

Ekranların Yarattığı Dijital İllüzyon ve Ahsen-i Takvîm

Eskiden güzellik standartlarını moda dergileri veya podyumlar belirlerdi. Bugün ise cebimizde taşıdığımız ekranlar, yapay zeka filtreleri ve kusursuzlaştırılmış kareler her an bize ne kadar “eksik” olduğumuzu fısıldıyor.

Kur’an-ı Kerim’de Tîn Suresi 4. ayette şöyle buyrulur: “Biz insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvîm) yarattık.”

Oysa bugün, aynaya baktığında Yaratıcı’nın kendisine lütfettiği o özgün ve mükemmel tasarımı gören değil; telefonun ekranındaki illüzyonla barışık, kendi fıtratına yabancılaşmış bir nesil yetişiyor. İlahi sanatı takdir etmek yerine dijital kalıplara sığınmak, insanı kendi aynasında bir yabancıya dönüştürüyor.

Fiziksel Değil, Ruhsal ve Manevi Bir Döngü

Peki, insanı defalarca bıçak altına yatmaya veya sürekli yeni bir klinik prosedür peşinde koşmaya iten şey ne?

Buradaki bağımlılık aslında sadece bedenle değil, doğrudan zihin ve ruhla ilgilidir. Psikolojide “Beden Algı Bozukluğu” (Dismorfofobi) olarak adlandırılan bu durum, kişinin bedenindeki hayali ya da çok küçük bir kusura takıntılı hale gelmesidir. Tasavvufi bir bakış açısıyla bu durum, kalpteki doyumsuzluk ve derin bir nefis illüzyonudur. Yapılan her müdahale geçici bir rahatlama sağlasa da, tıpkı diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi bu haz kısa sürer. Birey, kulların onaylanma hissini tekrar yaşamak için bir sonraki işleme ihtiyaç duyar.

“Şüphesiz Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz; O ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Hz. Muhammed (s.a.v.)

Sürekli müdahale edilen şey beden gibi görünse de, aslında iyileştirilmeye çalışılan şey zihindeki yetersizlik, sevilmeme korkusu ve ilahi sevgiden yoksunluk hissidir. İnsan, değeri kulların ölçülerinde aradıkça dipsiz bir kuyunun içinde çırpınmaya devam eder.

Özgürleşmenin Yolu: Bedenin Bize Bir Emanet Olduğunu Hatırlamak

Bu döngüyü kırmak; bakıma, zarafete veya tıbbi gerekliliklere karşı çıkmak anlamına gelmez. İslam dini temizliği, zarafeti ve ölçülü bakımı teşvik eder. Ancak temel mesele itidal (denge) ilkesini koruyabilmektir.

Bu esaretten kurtuluşun adımları şunlardır:

Emanet Bilinci: Bedenimiz Mülk Sahibi’nin bize geçici olarak sunduğu bir emanettir (emanet bilinci). Onu tahrip etmek ya da doyumsuzluğun malzemesi yapmak yerine korumakla mükellefiz.

Şükür ve Beden Nötrleşmesi: Ekrandaki görüntülerin birer kurgu olduğunu kabul etmek ve bedeni sadece “nasıl göründüğü” üzerinden değil, bize sunduğu sağlık, nefes ve yaşam imkanı üzerinden takdir edip şükretmektir.

Gönül İmarı: Dış görünüşü sürekli değiştirmeye çalışmak yerine, asıl güzelliğin ve değerin kalbin imarında olduğunu kavramaktır.

Aynadaki aksimize bakarken ilahi tasarımı hatırlayıp hürmet duyduğumuzda, modern dünyanın dayattığı bu illüzyon zincirlerini kırmış ve öz hakikatimize dönmüş olacağız.

, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/aynadaki-yabanci-kusursuzluk-yanilsamasi-estetik-bagimliligi-ve-fitrata-donus-333858h.htm,

Yorum Bırakın

İllginizi Çekebilir