
Kırıkkale halk müziğinin önemli temsilcilerinden, bozlak ve uzun hava geleneğinin sevilen isimlerinden Kamil Abalıoğlu, kalehaber.net’i ziyaret etti. Usta sanatçı, kalehaber.net Yazı İşleri Müdürü Kubilay Esendağ ile sanat hayatı, bozlak kültürü, Kırıkkale’nin kültürel değerleri ve Anadolu müziğinin geleceği üzerine özel bir röportaj gerçekleştirdi.

1952 yılında Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı Herekli Köyü’nde dünyaya gelen Kamil Abalıoğlu, çocukluk yıllarından itibaren bozkırın zorlu şartları içinde büyüdü. Yedi kardeşin en büyüğü olarak küçük yaşlarda sorumluluk alan Abalıoğlu, hem hayat mücadelesini hem de sanat yolculuğunu kalehaber.net’e anlattı.

Kalehaber.net Yazı İşleri Müdürü Kubilay Esendağ: Kamil Bey, sizi Kırıkkale ve İç Anadolu halkı “bozkırın yanık sesi” olarak tanıyor. Sanat yolculuğunuz nasıl başladı?
Kamil Abalıoğlu: Ben 1952 yılında Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı Herekli Köyü’nde dünyaya geldim. Yedi kardeşin en büyüğüydüm. Çocukluğumuz yokluk içinde, emekle, sabırla geçti. O yıllarda köy hayatı çok zordu. Tarımda bugünkü gibi makineleşme yoktu. Öküzle saban sürdük, orakla, tırpanla ekin biçtik. Hayatın yükünü çok küçük yaşlarda omuzladık. Müziğe ilgim ise çocuk yaşlarda dinlediğim gramofon taş plaklarıyla başladı. O sesler, o bozlaklar gönlüme işledi.

Kubilay Esendağ: Eğitim hayatınız da zorlu geçmiş. O yıllar sanatınıza nasıl yansıdı?
Kamil Abalıoğlu: Köyümüzde okul olmadığı için ilkokulun ilk dört yılını annemin köyü Tekke Köyü’nde, anneannem ve teyzemin yanında okudum. Çocuk yaşta aileden ayrı kalmak kolay değildi. Son sınıfı da komşu köy Çongar’da okuyarak mezun oldum. O zorluklar insana sabrı, dayanmayı ve hayatı derinden hissetmeyi öğretiyor. Benim okuduğum bozlaklarda, ağıtlarda biraz da o çocukluk yıllarının izi vardır.

Kubilay Esendağ: İş hayatına da oldukça erken yaşta başlamışsınız. MKE yıllarınızdan bahseder misiniz?
Kamil Abalıoğlu: Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun açtığı sınava girdim ve eğitim almaya hak kazandım. İki yıllık eğitimin ardından 1967 yılında, daha 15 yaşındayken tornacı elemanı olarak göreve başladım. Kırıkkale Top Fabrikası’nda beş yıl çalıştım. Askerlikten sonra 1974 yılında yeniden MKE bünyesinde, Mühimmat Fabrikası Tapa İşletmesi Terkip Şubesi’nde çalışmaya başladım. 1991 yılında emekli oldum. Ama benim asıl mesaim, işten sonra sazımla, sözümle devam ederdi.

Kubilay Esendağ: Sizi etkileyen ustalar kimlerdi?
Kamil Abalıoğlu: Refik Başaran, Bayram Aracı, Hacı Taşan, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Cevdet Babacan ve Ekrem Aydostu gibi büyük ustalardan çok etkilendim. Onların her biri Anadolu’nun sesiydi. Bozlak dediğimiz şey sadece türkü söylemek değildir. Bozlak, insanın içindeki yanığı, hasreti, acıyı, vefayı ve hayat mücadelesini anlatır. Ben de o geleneği elimden geldiğince yaşatmaya çalıştım.
Kubilay Esendağ: İlk plak çalışmalarınız nasıl başladı?

Kamil Abalıoğlu: Birkaç yıllık çalışmanın ardından ilk plaklarımı çıkardım. Erdal Plak etiketiyle çıkan ilk plaklarım “Kızılırmak” ve “Ömer Çavuş” oldu. Halkımız bu eserleri sevdi. 1974 yılına kadar yaklaşık 25 plak çıkardım. 1975’ten sonra kaset dönemi başladı. 2005 yılına kadar da 25 kaset çalışmam oldu. O zamanlar bugünkü gibi sosyal medya, dijital platform yoktu. İnsanlar kasetleri tekerlekli tablalarla, hoparlörlerle mahalle mahalle gezdirip dinletirdi. Kırıkkale sokaklarında bizim türkülerimiz yankılanırdı.
Kubilay Esendağ: Kırıkkale’nin sizin sanat hayatınızdaki yeri nedir?

Kamil Abalıoğlu: Kırıkkale benim memleketim, sesimin mayasıdır. Benim türkülerimde Kırıkkale’nin toprağı, insanı, bozkırı, emeği vardır. Kırıkkale sadece sanayi şehri değildir. Aynı zamanda çok güçlü bir kültürün, bozlak geleneğinin, halk müziği hafızasının yaşadığı bir yerdir. Bu değerlerin unutulmaması gerekir. Yerel sanatçılara sahip çıkmak, aslında şehrin hafızasına sahip çıkmaktır.
Kubilay Esendağ: Kardeşiniz Neşet Abalıoğlu da halk müziğinde önemli bir isimdi. Onunla aynı sahneyi, aynı kültürü paylaşmak nasıldı?

Kamil Abalıoğlu: Küçük kardeşim Neşet Abalıoğlu benim yanımda yetişti. Dizimin dibinde sazı, sözü, sahne kültürünü öğrendi. Daha sonra “Küçük Neşet” mahlasıyla tanındı ve sevildi. Biz iki kardeş sadece aynı aileyi değil, aynı sazı, aynı gönül dilini, aynı kültürü paylaştık. Vatan TV, Vizyontürk ve Seymen TV gibi kanallarda “Canciğer Muhabbeti” programını birlikte hazırlayıp sunduk. Halkımız bizi sevdi, bağrına bastı. Onun genç yaşta vefatı beni çok sarstı ama müzikten kopmadım.
Kubilay Esendağ: Söz ve bestesi size ait çok sayıda eseriniz var. En çok bilinen eserleriniz hangileri?

Kamil Abalıoğlu: “Haber Sal Sevgilim”, “Kara Gözlüm Yaslı mısın?”, “Asır mı Değişti?”, “Yalan Dünya”, “Doğmadan Yazılmış Kader”, “Kimse Bilmez Yürekteki Yarayı”, “Elinden de Kara Gözlüm”, “Gönül Yapana Kurban”, “Ela Gözlüm”, “Kendi Talihimde Kendi Tecellim”, “Keskinden Çıktım”, “Mercimek Kile Kile” ve “Kalktı Kısmetimiz Kırıkkale’den” gibi eserlerim halkımız tarafından sevildi. MESAM asıl üyesiyim ve meslek birliğine kayıtlı 157 eserim bulunuyor. Bunlar benim gönül dünyamdan çıkan eserler.
Kubilay Esendağ: Eserlerinizde en çok hangi duygular öne çıkıyor?

Kamil Abalıoğlu: Benim eserlerimde vatan sevgisi, sevgi, muhabbet, vefa, insan ilişkileri ve toplumsal olaylar vardır. Bozlak ve uzun havalarda insanın yüreğine dokunan bir taraf olur. Bizim söylediğimiz türkülerin içinde yaşanmışlık vardır. Ben yaşamadığım, hissetmediğim şeyi kolay kolay söyleyemem.
Kubilay Esendağ: “Şehit Anası” adlı eserinizin televizyon dizilerinde de kullanıldığı biliniyor. Bu sizin için ne ifade ediyor?

Kamil Abalıoğlu: “Şehit Anası” benim için özel bir eserdir. Birçok televizyon dizisinde kullanıldı ve geniş kitlelere ulaştı. Böyle eserler sadece müzik değildir, milletimizin ortak duygusuna dokunur. Bir annenin acısını, vatan sevgisini, fedakârlığı anlatır. Dinleyenlerin yüreğine ulaşması benim için büyük bir gurur.
Kubilay Esendağ: Bugünün müzik anlayışını ve dijital dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kamil Abalıoğlu: Zaman değişti. Eskiden plak vardı, kaset vardı. Şimdi internet, sosyal medya ve dijital platformlar var. Biz de imkânlar ölçüsünde bu döneme ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ama teknoloji ne kadar değişirse değişsin, türkünün özü değişmemeli. Bozlakta samimiyet olacak, içtenlik olacak, yaşanmışlık olacak. Gençlerin bu kültürü öğrenmesi ve sahiplenmesi çok önemli.

Kubilay Esendağ: Vefa sizin hayatınızda önemli bir yerde duruyor. Bu konuda anlatılan güzel örnekler var.
Kamil Abalıoğlu: Vefa insanın en önemli değerlerinden biridir. İlkokul öğretmenim Mehmet Şahin Erdem’i tam 63 yıl sonra Tekke Köyü’ne davet edip ağırladım. Eski okul arkadaşlarımla yıllar sonra bir araya geldik. Bunlar benim için çok kıymetli şeyler. İnsan nereden geldiğini, kimlerden emek gördüğünü unutmamalı.
Kubilay Esendağ: 2004 yılında “Yılın Sanatçısı” seçildiniz. Bu ödül sizin için nasıl bir anlam taşıyor?
Kamil Abalıoğlu: Ankara’da halk oylamasıyla “Yılın Sanatçısı” ödülüne layık görüldüm. Halkın takdiriyle alınan ödül çok değerlidir. Çünkü biz bu işi halk için yaptık. Halk sevmişse, gönlüne koymuşsa bundan büyük ödül yoktur.
Kubilay Esendağ: Son olarak Kırıkkale’ye ve genç sanatçılara ne söylemek istersiniz?
Kamil Abalıoğlu: Kırıkkale kendi değerlerine sahip çıksın. Bozlak kültürü, halk müziği, yerel sanatçılar bu şehrin önemli zenginliğidir. Gençlerimiz sazı, sözü, türküyü sadece eğlence olarak görmesin. Bunlar bizim geçmişimiz, hafızamız, kimliğimizdir. Emek versinler, ustaları dinlesinler, köklerini unutmasınlar. Ben hâlâ sazımı elime aldığımda Anadolu’nun bozkır kokusunu hissediyorum. Bu kültür yaşadıkça biz de yaşamaya devam ederiz.

Kalehaber.net Yazı İşleri Müdürü Kubilay Esendağ ile gerçekleştirilen röportaj, Kırıkkale’nin kültürel hafızasına ışık tutan samimi bir sohbet havasında tamamlandı. Usta sanatçı Kamil Abalıoğlu, sazı, sözü, hayat hikâyesi ve bozlak geleneğine olan bağlılığıyla Kırıkkale’nin yetiştirdiği önemli değerlerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
, www.kalehaber.net, https://www.kalehaber.net/bozkirin-yanik-sesi-kalehabernette,


