Gerek fert bazında gerekse toplum bazında en çok muzdarip olunan meselelerden biri de mahremiyet ihlalidir. Arapça kökenli olan mahremiyet, kısaca “gizlilik” anlamına gelir. Mahremiyet ihlali ise, “gizliliğin açığa çıkarılması” demektir.
Esasında mahremiyet, setr-i avret, tesettür ve benzeri konuları da içine alan geniş bir kavramdır. Ancak bu hususları müstakil bir başlık altında ele alacağımız için burada daha çok bireyin toplum içindeki ilişkilerini etkileyen mahremiyet ihlallerine odaklanacağız.
Kitle iletişim araçlarından biri hâline gelen sosyal medya, iki tarafı keskin bir kılıç gibi hem faydalar hem de ciddi zararlar barındırmaktadır. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle günlük yaşantımız bambaşka bir boyut kazanmıştır. Bu nedenle hangi davranışların mahremiyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bilmek zorunlu hâle gelmiştir. Zira ayıp ve kusurların adeta bir dedektif titizliğiyle araştırıldığı, mahrem bilgilerin ortaya saçıldığı, saf zihinlerin bulandığı, fitne ve fesadın kol gezdiği bu mecrada, insanın saygınlığına, şeref ve haysiyetine zarar verebilecek sınırları iyi bilmek gerekir. Bu bağlamda kişinin ailesiyle geçirdiği kıymetli anları sürekli olarak takipçilerin beğenisine sunması, tatil ve sofra fotoğraflarını paylaşması masum görünse de nazar ve hasedi celp ederek hem kendisine hem de ailesine zarar verebilir. Sosyal medya bağlamında mahremiyet ihlalinin sonucunda; beğenilme kaygısının doğurduğu huzursuzluk, nazarın etkisiyle ortaya çıkabilecek hastalıklar ve ihtiraslı kimselerin düşmanlığını kazanma gibi olumsuz durumlarla karşılaşmak mümkündür.
Aile içinde yaşanan bazı olayların aile dışına aktarılması da mahremiyet ihlaline örnek gösterilebilir. Bir kimse eşiyle, anne babasıyla, gelin–kaynana arasında (ya da tam tersi), yahut çocuklarıyla sorun yaşayabilir. Hayatın olağan akışı içinde bu tür durumlar son derece doğaldır. Yaşanan olumsuzluklar; aile fertlerinin iyi niyeti, soğukkanlılığı, tecrübesi, sevgi ve saygısı, sabrı ile birlik ve beraberlik anlayışı sayesinde aşılabilir. Ancak sır olarak kalması gereken bu meselelerin üçüncü kişilere aktarılması, aile bütünlüğüne zarar verebilecek huzursuzluklara ve fitnelere yol açabilir. Özellikle ailenin kutsallığının zedelenmemesi adına, eşler arasında yaşanan her acı ve tatlı olayın başkalarına anlatılmaması gerekir. Her insan hata yapabilir. Bu sebeple aile içinde yaşanan sorunları iletişim kanallarını açık tutarak çözmeye çalışmak en doğru yoldur. Aksi hâlde, yaşanmışlıkların başkalarına aktarılması aile fertleri arasında güven problemlerine sebebiyet verebilir. Sonuç itibariyle, ailede mahremiyetin korunması büyük bir önem taşır.
Mahremiyet, “az konuşma” ile de yakından ilişkilidir. Az konuşan kişi, ketum davrandığı için mahremiyetini daha kolay muhafaza eder. Her insanın boş bulunduğu anlar olabilir. Kişi o an kalbinin derinliklerinden geçen her şeyi söyleyebilir. Oysa bunların bir kısmı kuruntu, yani zihinde olgunlaşmamış düşünceler olabilir. Bazen de saklaması gereken bir sırrı farkında olmadan açığa vurabilir. Sır olarak kalması gereken söz ve durumlar, önce muhatap tarafından saklanır, ancak umulmadık bir anda ifşa edilerek kişinin mahremiyetine zarar verebilir.
Ayrıca şu hususlar da mahremiyet bağlamında değerlendirilebilir:
- Ölmüş bir kimsenin yıkanması sırasında avret mahallinin kapalı tutulmasına özen göstermek.
- Başkalarının evlerine ya da ofislerine girildiğinde, sağa sola bakınmadan gözleri muhafaza etmek.
- Maaş, ev durumu, mal varlığı, banka hesap bilgileri, (kusur ve hastalık gibi) özel hâller vd. özel durumlar hakkında soru sormamak.
- Kurum veya iş yerinde huzuru bozabilecek, fitneye yol açabilecek bilgileri ifşa etmekten kaçınmak.
- Sır tutmak: “Meclis emanettir” nebevî öğretisinden hareketle, bir mecliste iki kişi arasında geçen konuşmaların başkalarına aktarılmaması gerekir. Bunun tam aksi ise, neredeyse hepimizin şahit olduğu bir mahremiyet ihlalidir. Böyle bir davranış güven duygusunu zedeler ve fert ile toplum arasına mesafe koyar.
- Doktor, din görevlisi, psikolog gibi meslek gruplarının, hizmet verdikleri kişilere ait bilgileri titizlikle muhafaza etmesi.
- Başkalarına ait zarf, mektup, evrak, bilgisayar, telefon, tablet gibi “özel” nitelik taşıyan eşyaları karıştırmamak ve içeriğini okumaya teşebbüs etmemek.
- Kişinin şeref ve haysiyetine zarar verebilecek bilgileri başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmak.
Mahremiyet kapsamında değerlendirilmeyecek bazı istisnaî durumlar da vardır. Bir anne veya babanın, dikkat çekmeyecek şekilde çocuklarının telefonlarını, odalarını ya da ceplerini kontrol etmesi bu istisnalardan yalnızca biridir.
Sonuç olarak, mahremiyet ile Hz. Allah’ın Settâr ismi (sıfatı) beraber düşünüldüğünde konunun önemi daha açık bir şekilde ortaya çıkar. Kısaca, ayıp ve kusurların araştırılması (mahremiyet ihlali), İslâm’ın özüne ters düşmektedir.
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/mahremiyet-331216h.htm,








