Hep ihtiyaç listeleri paylaşıyorum ya… Kalem, defter, mont, bot… Eksikleri yazıyor, tamamlamaya çalışıyoruz. Ama bugün başka bir şey söylemek istiyorum: Bu, bir ihtiyaç listesi değil; bu, düzenin utanç listesi.
Ben bir öğretmen kardeşiyim. Bir öğrencinin teyzesiyim. İçimin sızlaması için ebeveyn olmama da gerek yok. Bir çocuğun gözündeki eksikliği görmek, bir sınıfın sessizliğini hissetmek o sızıya en büyük sebep. Bazen bir bakışta, bazen bir suskunlukta anlarsınız; eksik olan sadece eşya değildir.
Öğretmenlik; sadece bir meslek değil, bir çocuğun geleceğine dokunabilme sorumluluğudur. Bir öğretmen, bu toplumun en kıymetli yapı taşıdır. Çünkü bir çocuğun karakteri, bilgisi ve hayata bakışı çoğu zaman onun ellerinde şekillenir. Görevi başında bir öğretmenin kaybı ise yalnızca bir bireyin eksilmesi değildir; bir sınıfın, bir neslin, bir geleceğin eksilmesidir. Bu yüzden her öğretmen kaybı, aslında hepimizin içinden kopan bir parçadır.
Otuz altı yaşındayım. Kendi eğitim hayatımda da yolu toprak kokan köy okullarında da aynı gerçeği defalarca gördüm: İlke ve inkılaplarımızdan, kültürümüzden ve aile terbiyemizden uzaklaştığımız her an, karanlığa biraz daha yaklaşıyoruz. Çünkü bir toplumun yönünü belirleyen şey yalnızca imkânlar değil, o imkânlara hangi değerlerle baktığıdır.
Çünkü mesele sadece bir sırt çantasının dolu olup olmaması değil; mesele, o çantayı taşıyan çocuğun yarınlara nasıl baktığıdır. Mesele, bir sınıfın dört duvarından çok daha fazlası; bir tahtanın karşısında kurulan hayaller, bir sırada büyüyen umutlardır… Asıl mesele, onların ne kadarına sahip çıkabildiğimizdir.
Ve en acısı… Biz, yavaş yavaş buna alışıyoruz. Eksiklere değil, eksik bir düzene alışıyoruz. Gördüklerimizi normalleştirdikçe, hissettiklerimiz de sessizleşiyor. Oysa bugün konuştuğumuz “yokluk”, bir defterin ya da bir kalemin eksikliği değil; kaybettiğimiz öğrencilerin yokluğu, kaybettiğimiz öğretmenlerin yokluğudur. Malesef ki artık, bazı sıralar da bazı dersler de hep boş kalacak…
Kendi adıma şunu biliyorum ki bir öğrencinin ihtiyacını konuşmanın ötesinde, bir öğrencinin artık aramızda olmayışını konuşmak ve buna rağmen hayatın olağan akışına devam ediyormuş gibi davranmak; bana derin bir acı ve utanç veriyor.
Ne acı ki bu liste artık asla tamamlanmayacak. Bu listeyi tamamlayamayacağız gönüllü dostlarım…
Dileğim hep güzel günler görmeniz çocuklar. Çünkü “gelecek” sizsiniz. O kıymetli öğretmenlerimizin emeğinde parlayacak olan siz!
Sevgilerle.
, www.ilgazetesi.com.tr, https://www.ilgazetesi.com.tr/gonullulugun-sustugu-yer-tamamlanamayan-bir-iyilik-listesi-331128h.htm,








