Kırıkkale Belediye Başkan Yardımcısı Recep Sefer, 5 Nisan 1994 tarihinde alınan ekonomik kararlar kapsamında Petlas Lastik Fabrikası’nın kapatılmasının gündeme gelmesinin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, o sürecin hem Kırşehir hem de Türkiye işçi hareketi açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. Sefer, söz konusu tarihin Petlas çalışanları ve bölge halkı için “kara bir gün” olarak hafızalara kazındığını ifade etti.

Türkiye genelinde uygulanan ekonomik tedbirler çerçevesinde birçok Kamu İktisadi Teşebbüsü’nün kapatılmasının gündeme geldiği süreçte, Petlas’ın da bu listeye dahil edilmesi üzerine işçiler harekete geçti. Petrol-İş Sendikası öncülüğünde başlayan protestolar, kısa sürede geniş katılımlı bir direnişe dönüştü. İşçilere verilen ücretsiz izin kararıyla birlikte işten çıkarmaların önü açılırken, kent genelinde tepkiler büyüdü.
Eylemlerin üçüncü gününde düzenlenen mitingin ardından Ankara’ya yürüyüş kararı alındı. Petlas işçileri, aileleri ve Kırşehir halkının desteğiyle yüzlerce araçlık konvoy eşliğinde yola çıktı. Ancak yürüyüş, Kırıkkale sınırlarında güvenlik güçlerinin oluşturduğu barikatla karşılaştı. Keskin ilçesi ve çevresinde başlayan bu kritik duraklama, sürecin en çarpıcı anlarından biri olarak kayıtlara geçti.

Barikatın aşılmasının ardından Kırıkkale şehir merkezine ulaşan kalabalık, Bağdat Köprüsü civarında yeniden durduruldu. Burada yaşanan kısa süreli arbede sonrası işçiler ve aileleri geceyi açık alanda geçirmek zorunda kaldı. Soğuk ve yağışlı hava koşullarına rağmen direnişten vazgeçmeyen işçiler, inşaatlardan temin edilen odunlarla ısınmaya çalıştı. Kırıkkale halkının gösterdiği dayanışma ise sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri oldu. Vatandaşlar evlerini açarken, kadın ve çocukların bir kısmı silah fabrikası lojmanlarında misafir edildi.
Gece saatlerinde askeri yetkililerle yapılan görüşmelerde Ankara’ya geçişin engelleneceği bildirilirken, ertesi gün Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile yapılan temaslar sürecin seyrini değiştirdi. Ankara’da gerçekleştirilen görüşmelerin ardından Petlas’ın kapatılma gerekçelerinin yeniden değerlendirilmesi için bir komisyon kurulmasına karar verildi. Kurulan komisyonda akademisyenler, kamu temsilcileri ve sendika yetkilileri yer aldı.

Komisyonun hazırladığı raporda fabrikanın kapatılmasının doğru olmadığı, gerekli yatırımlarla üretimin sürdürülebileceği yönünde görüş bildirildi. Bu gelişme, direnişin somut kazanımlarından biri olarak öne çıktı. Süreç içerisinde Kırşehir’de düzenlenen büyük mitingler, açlık grevleri ve çeşitli eylemlerle kamuoyu desteği daha da büyütüldü.
Ancak bu mücadelenin ağır bedelleri de oldu. 29 Ekim 1994 tarihinde Ankara’ya yapılan bir ziyaret sırasında meydana gelen trafik kazasında üç Petlas işçisi hayatını kaybetti. Yaşanan bu acı olay, direnişin unutulmayan yönlerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Tüm bu gelişmelerin ardından Petlas’ın kapatılmasından vazgeçilse de, ilerleyen süreçte özelleştirme gündeme geldi. 5 Mayıs 1997 tarihinde fabrikanın sektörel ilgisi olmayan bir firmaya satıldığı, bu kararın yargıya taşınmasına rağmen uygulanmadığı ifade edildi. Özelleştirme sonrasında yüzlerce işçinin işten çıkarıldığı ve fabrikanın zor bir dönemden geçtiği kaydedildi.
Bugün gelinen noktada Petlas’ın yaklaşık 4 bin 500 kişiye istihdam sağladığını hatırlatan Sefer, o gün verilen mücadelenin önemine dikkat çekti. “Eğer o direniş olmasaydı, bugün bu fabrika ayakta olmayabilirdi” değerlendirmesinde bulunan Sefer, Kırıkkale halkının gösterdiği dayanışmanın da unutulmadığını vurguladı.
Açıklamalarda, söz konusu direnişin yalnızca bir fabrikanın değil, bir kentin ve ülke ekonomisinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu ifade edilirken, mücadeleye katılan işçiler ve aileleri saygıyla anıldı.
, www.kalehaber.net, https://www.kalehaber.net/kirikkalede-dayanisma-petlasi-ayakta-tuttu,








